Clive Bell, Uygarlık adlı yapıtında, bizi yöneten egemenlerin "uygarlık adına" savaş çıkarmalarını ve geri bıraktıkları ülkelere "uygarlık götürmek" retoriğinin altındaki barbarlığı ve ikiyüzlülüğü sergileyerek "uygarlık"ı yeniden düşünüp sorguluyor. Bu sorgulamadan yola çıkarak uygarlığın ne olduğunu ve ne olmadığını açıklıyor.