Kitabın adını koyarken "matbaa mürekkebinin kokusu"ndan esinlendim.
Gazeteciliğe başladığım 1981 yılında. Hürriyet'in matbaasından yükselen mürekkep kokusu üst kattaki haber merkezine kadar ulaşırdı.
Hele "taşra baskısı" denen ilk baskıyı elime aldığımda o kokuya bayılırdım. (O gün yazdığım haberlerin yarınki gazetede nasıl yer aldığını görmeden gazeteyi terketmezdim.)
O "koku"nun gizli gizli bizi esir aldığını sonraları daha iyi farkettim.
Şimdi o "koku" artık duyulmuyor. Çü ...